KÜÇÜCÜK BİR YALANDAN NE OLUR Kİ?

0

KÜÇÜCÜK BİR YALANDAN NE OLUR Kİ?

Küçücük bir yalanın olduğu yerde

ne doğrudan ne doğruluktan

ne iyilikten ne güzellikten

ne erdemden ne de ahlaktan... bahsedemeyiz .

 

Daha on bir yaşına henüz basmıştı Selin; orta boylu, hafif kilolu, esmer tenli,

kara kaşlı, kara gözlü, güler yüzlü, sıcakkanlı bir kız çocuğuydu.

İzmit’in en güzel yerleşim yerlerinden biri olan Başiskele sahiline yürüme mesafesinde annesi,babası ve kardeşi Nehirle birlikte şirin mi şirin iki oda bir salon bir evde yaşıyorlardı.

İlkokul dördüncü sınıfa giden Selin’in okulu da evine yürüyerek beş dakika mesafedeydi.

Yaşadıkları yerde mahalle kültürü olduğu herkes birbirini tanıyor

ve hiç kimse arkadaş sıkıntısı çekmiyordu.

Dedesi, babaannesi, halası, amcası, dayısı, arkadaşları, kuzenleri...derken

gayet mutlu mesut bir hayat yaşıyordu Selin.

 

Selin iyi bir kızdı; kitap okumayı çok sever, resim yapar, Kuran okumayı bilir, namazını kılar,

dua etmeden yatmaz uyumaz, besmelesiz hiçbir işine başlamaz, arkadaşlarıyla çok iyi geçinir,

ev işlerinde annesine yardım eder, kardeşiyle ilgilenir ve babasının sözünden asla çıkmazdı.

 

Ama son zamanlarda değişik bir haller vardı Selin’in üzerinde.

Davranışları olumsuz yönde değişmeye başlamıştı.

Konuşması, hal ve hareketleri hatta bakışları değişmişti.

Anne kızının davranışlarındaki olumsuz değişiklikleri hemen fark etmişti ve çok üzülmüştü.

Kimseye hissettirmeden, hiç kimseye bir şey anlatmadan ve hiç vakit geçirmeden araştırmaya başladı. Birkaç gün içerisinde önemli bir ipucu yakaladı.

Selin’in sınıfına babasının memuriyeti dolayısıyla şehre yeni taşınmış olan bir kız çocuğu gelmişti

ve güzeller güzeli Selin vaktinin çoğunu bu yeni sınıf arkadaşıyla geçiriyordu.

Anne suçluyu buldum demedi, işin kolayına kaçmadı ve araştırmaya devam kararı aldı.

Bir akşam okul dönüşü canından kıymetli kızı odasında kitap okurken içeri girdi

ve ‘Merhaba canım kızım nasılsın?‘ dedi.

Minik prenses de ‘İyiyim anneciğim sen nasılsın’ diyerek cevap verince

anne konuya girmeye çalışarak ‘Nasıl gidiyor okulun bir değişiklik var mı sınıfında?’

diye sorularını peş peşe sıraladı. Selin gülümseyerek Anne sınıfımıza bir kız geldi ki harika bir kız, nasl anlatsam bilemiyorum, vaktimin çoğunu onunla geçiriyorum.

Çok cesur, akıllı, pratik zekalı, atılgan, sosyal ve eğlenceli bir kız.‘ deyince

anne can alıcı soruyu sordu ‘Kızım yoksa bu kız bir melek mi, hiç mi kötü özelliği yok?

Selin’in biraz morali bozuldu, suratı asıldı, başını duvara doğru çevirdi

ve ‘Var aslında ama çok önemli değil bence çünkü o kadar iyi bir kız ki sadece biraz yalan söylüyor diye ona kızacak değilim‘ deyince melek yüzlü anne taşı gediğine koydu

Sevgili kızım, bir tanem, annesinin gülü, nar tanem...

Yeni bir arkadaş edinmene o kadar çok sevindim ki anlatamam.

İnşallah arkadaşlığınız ömür boyu olur.

Ama çok önemli bir konu üzerinde uzun uzun ve dikkatlice düşünmeni istiyorum.

Kızım sen de gayet iyi biliyorsun ki yalancılık her kötülüğün, dürüstlük ise her iyiliğin temelidir.

Az da olsa yalan söyleyen bir insanın cesaretine, aklına, zekasına, sıcak kanlılığına çalışkanlığına...

yani insanlığına, yani müslümanlığına yani arkadaşlığına ne kadar güvenebilirsin ki?‘

İyi kalpli Selin hayatının en zor sorusuyla karşılaşmışcasına

şaşkın şaşkın annesinin gözlerinin içine bakarak derin derin düşünmeye başladı.

Yalanın küçüğü büyüğü olur mu hiç

Kandırma kendini

Yalan yalandır

Doğru doğrudur

 

Küçük yalan diye bir şey yoktur aslında Dikkatli bak Her büyük yalan Aslında bir zamanlar Küçücük bir yalan değil miydi?

 

Sorma artık Ne olur küçük bir yalandan, deme!

Hepimiz dünyanın düzene girmesini her yerin güllük gülistanlık olmasını canı gönülden isteriz, istemesine isteriz de neden yapılması gerekeni

her zaman başkasından bekleriz ?

Her zaman, her yerde,

Her koşulda ve her iklimde Saklanmadan günahın bencilliğine Hiçbir zaman dönüp bakmadan

Artıya ve eksiye

 

Söylenmesi gereken doğru

Muhakkak söylenmeli Söylenmemesi gereken yalan

Asla söylenmemeli

Allah’ım,

 

Kuran-ı Kerimde emrettiğin gibi

dosdoğru olabilmek için yardımına ihtiyacım var.

 

Ne olur yardımını esirgeme benden,

ne olur tut ellerimden,

ne olur her zaman koru beni

yalanın küçüğünden ve büyüğünden

ve onların her türlü şerrinden.

Dürüstlük olmadan, doğruluk olmadan, samimiyet olmadan... nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa ?

 

Dünyayı kurtarmaktan değil

Büyük başarılardan değil

Eşsiz kahramanlıklardan değil

Rekorlar kırmaktan değil...

Küçük gözüken Basit olan Önümüzde duran Bize yakın insanlardan Her gün yaptığımız işlerden Çevremizde yaşanan olaylardan bahsediyorum

 

Mesela onur getiren bir doğruluktan

Mesela cennete götüren bir dürüstlükten

Mesela berekete erdiren bir erdemden... bahsediyorum.

 

 

Doğruluk zor iş Anlatılır her yerde, zevkle dinlenir

ve takdir edilir ama nedense

yayılmaz kolay kolay Çünkü yapması zor; Ne anlatmaya

ne de dinlemeye benzer

Aradaki büyük fark, alınteri Kötülük ise; anlatılır, dinlenir ve hemen yapılır

Yorum Yazın

Facebook

Twitter