GÖRMEDİĞİN BİR RÜYAYI GERÇEKLEŞTİREBİLİR MİSİN?

0

GÖRMEDİĞİN BİR RÜYAYI GERÇEKLEŞTİREBİLİR MİSİN?

 

Çocukluğun saflığını, temizliğini, coşkusunu, enerjisini, kararlılığını…kaybetmeden büyük adam olmak isterdim.

 

Sevgili çocuklar, siz tüm dünya çocuklarının kendinize has,

milyarlarca yıldıza ev sahipliği yapan uzay gibi sınırsız,

gökkuşağı gibi rengarenk olan hayal dünyalarını anlamak

ve tertemiz rüyalarla süslenmiş hayallerin mahsulü olan hareketlerinize anlam verebilmek

bir yetişkin için ne kadar zordur biliyor musunuz?

 

Oğlum daha üç yaşındaydı, o sıralar ona çok sevdiği resimli tarih masallarını okuyordum,

o da bu birbirinden güzel, birbirinden renkli, birbirinden heyecanlı

ve birbirinden anlamlı masalları zevkle dinliyordu.

Kimleri okumuyorduk ki?

İki cihan güneşi Hz Muhammed’i ve onun dünyaya örneği bir daha gelmeyecek olan arkadaşlarını,

aralarında hiç bir ayrım yapmadan hepsini eşit şekilde sevdiğimiz diğer tüm peygamberleri,

tarihimizin köklerinin mimarları olan Oğuz Kağan’ı, Bilge Kağan’ı, Tonyukuk’u,

Kültigin’i, Kürşat’ı, Kılıçarslan’ı, Sultan Alaaddin’i...

Çağının en büyük bilgelerinden biri olan Dede Korkut’u, Kaşgarlı Mahmut’u...

Biz Türklere Anadolunun kapılarını açan Alparslan’ı,

haçlılara ve onların tüm dünyayı kasıp kavuran zulmüne dur diyen Selahaddin Eyyubi’yi,

İspanyayı fetheden Tarık Bin Ziyad’ı...

İnsanlığın beşiği olan güzeller güzeli Anadolu’yu iman nuruyla aydınlatan Ahmed Yesevi’yi,

Yunus Emre’yi, Mevlana’yı...

Dünya yaratılalı beri kurulmuş olan en büyük, en güçlü, en adaletli, en medeni imparatorluklardan biri olan Osmanlı İmparatorluğunun kurucusu Osman Gazi’yi, Orhan Gazi’yi,

dünya tarihine yön vermiş en büyük kumandanlardan olan Fatih Sultan Mehmet Han’ı,

Yavuz Sultan Selim Han’ı, Kanuni Sultan Süleyman’ı,

vatanı ve imanı için her türlü zorluğa direnen Abdülhamit Han’ı,

bütün dünyayı bir ucundan diğer ucuna aydınlatan İslam medeniyetinin inşasında

kilit rol oynayan Taptuk Emre’yi, Akşemseddin’i, Hacı Bektaşı Veli’yi, İbni Sina’yı,

Farabi’yi, Ali Kuşçu’yu, Sadi’yi, Ömer Hayyam’ı, Dede Efendi’yi, Itri’yi, Mimar Sinan’ı...

ve daha şu anda burada hatırlayamadığım bir çok değerli kişiyi.  

 

Bu kadar ünlü insan arasında, bu kadar önemli insan arasında  ve bu kadar faydalı insan arasında

nedense oğlum Yasir en çok Ertuğrul Gazi’yi seviyordu.  Ertuğrul Gazi’nin hayatını anlatan masalı yetmiş beş kere okudum desem az söylemiş olabilirim ama çok söylemiş olamam.

Akşamları Ertuğrul Gazi’yle yatıyor, sabahları Ertuğrul Gazi’nin yardımcısı Dündar’la kalkıyorduk.

 

 

Bir ara oğlum ben Ertuğrul Gazi’yim deyince bu hepimizin hoşuna gitti ve gülümsedik.

Ama aradan zaman geçtikçe oğlum gerçekten kendisini Ertuğrul Gazi zannetmeyi bıraktı çünkü o zaten Ertuğrul Gazi’nin bizzat kendisiydi. Oğlum adın ne diyenlere ‘Benim adım Ertuğrul Gazi’ demeye başladı. Günler günleri kovaladı ve günlerden bir günde oğlumla birlikte boğazın incisi olan Üsküdar’da oturan üniversiteden arkadaşlarımı ziyarete gittik. Benim hayalperest oğlum yolda atıyla ve kılıcıyla birlikte geziyor, gayet ciddi bir komutan edasıyla hareket ediyordu. Arkadaşlarımızın apartmanına girince oğlum  ‘Bir dakika baba’ diyerek atını apartman girişine bağladı ve kılıcını da yanına koydu. Aslında ortada ne at vardı ne de kılıç, hayran olmamak mümkün değil, bizim Yasir saatlerce at ve kılıç varmış gibi hareket ediyordu.

İki saat kadar arkadaşlarımızın evinde kaldık, tavşan kanı çaylarımızı içtik, tadı damağımızda kalan ve bizi birbirimize daha çok bağlayan hoş sohbetler ettik ve tam apartmandan ayrılacağımız sırada oğlum yine benim hayret dolu bakışlarım arasında ‘Bir dakika baba‘ diyerek atını çözdü,

kılıcını eline aldı ve evin yoluna koyulduk. Yolda biraz konuşayım şu oğlanla dedim ama dediğime diyeceğime pişman oldum, niye mi?

Niyesi hikayenin devamında; baktım ki bu hayal dünyası işi bitmeyecek, dedim ki ‘Oğlum ne güzel masallar, hikayeler okuyoruz değil mi? Tarihte, yani geçmişte yaşamış kahramanlarımızı ve onların hayatlarını okuyoruz. Değişik komutanları, büyük alimleri, birbirinden değerli sanatçıları tanıyoruz,

onlara sonsuz bir saygı duyuyoruz. Bunlardan biri de Ertuğrul Gazi, onu ne çok seviyoruz değil mi?

Ama biliyorsun ki Ertuğrul Gazi artık yok, çünkü o yaşamıyor ve sen onu çok sevebilirsin ama bilmelisin ki sen o değilsin, sen benim oğlum Yasir’sin deyince oğlum bana öyle bir cümle kurdu ki bir daha bu konuda asla ağzımı açmaya bile cesaret edemedim. Oğlum beni her zaman ki gibi çok dikkatli bir şekilde dinledi ve yüzüme bakarak ‘Tamam Dündar seni çok iyi anladım, haydi şimdi çadırımıza gidelim’ dedi.  

 

LÜTFEN DOKUNMAYIN ÇOCUKLARIN HAYALLERİNE.

             

Hayalleri elinden alınan her çocuk kanatları kırılmış uçamayan ve hiçbir zaman da uçamayacak olan yaralı bir kuş gibi mutsuz ve huzursuz canı sıkkın ve her şeyden bıkkın ve bilmeyen ne yaşamayı ne de yaşatmayı ve görmeyen ne nimeti ne de nimeti vereni ve hissetmeyen ne sevinci  ne de kederi… her zaman ve her yerde yalnız.  

 

AYIN FİLMİ

OCTOBER SKY

Gerçek hayattan alınmış,

her çocuk gibi hayaller kuran,

hayal kurmakla kalmayan,

hayallerini gerçekleştirebilmek için gece gündüz çalışan,

gece gündüz çalışmakla da kalmayıp

karşılaştığı zorluklar karşısında da asla geri adım atmayan

ve hayallerini gerçekleştirmeyi başararak hem kendini mutlu kılan

hem de tüm insanlığa faydalı olan bir insanın ibretlik hikayesi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

AYIN KİTABI

FATİH SULTAN MEHMET HAN

Eğer dünyanın en güzel şehri olan İstanbul’un fatihi olmanın hayalini kurmasaydı,

eğer her gece rüyalarında gemilerini karadan yürütmeseydi,

eğer henüz minicikken kendi duygu aleminde boğazın rüzgarlarını hissetmeseydi,

eğer daha yedi yaşlarındayken top resimleri çizmeseydi...

yirmi bir yaşına yeni basmışken dünyanın tarihini değiştirebilir miydi?

 

 

HER ŞEYDEN VAZGEÇ

AMA ASLA

HAYALLERİNDEN VAZGEÇME

 

 

Senin gibi biri

Olmamıştır ezelden beri

Senin gibi biri

Olmayacaktır ebedi

 

Sen

Yeni bir ses

Sen

Farklı bir heves

Sen

Taptaze bir nefes

 

Evde de olsak, okulda da olsak,

arabada da olsak yatakta da olsak,

kumsalda da olsak, dağ başında da olsak,

serinde de olsak, sıcakta da olsak,

tok da olsak, aç da olsak,

kalabalıkta da olsak, yalnızlıkta da olsak,

fakirlikte de olsak, zenginlikte de olsak,

mutlulukta da olsak, mutsuzlukta da olsak...

biz insanoğluna hayaller kurarak, rüyalara yaslanarak, umut ederek, ümitvar olarak...

rahatlama şansını hediye eden Allah’ım;

bana ve tüm sevdiklerime,

kendi adına ve tüm insanlık adına faydalı olabilecek hayallerin peşinden aşkla gidebilmeyi,

ardından da bu güzel hayalleri gerçekleştirebilmeyi nasip eyle.

 

Yürüyüşün farklıysa

Gülüşün farklıysa

Bakışın farklıysa

Oturuşun kalkışın farklıysa...

 

Sıradışı geliyorsan diğer tüm insanlara

Tuhaf görünüyorsan tüm aynalara

Üzülme, endişelenme ve asla kaygılanma

 

Bu belki de farklı bir melodi duyduğun içindir

Bu belki de değişik bir sedaya uyduğun içindir

Bu belki de sana özgü bir duaya durduğun içindir

Bu belki de kendi ruhuna doğru koştuğun içindir

 

Sal ruhunu rüzgarlara

Kendi kanatlarınla

Ve kendi hızınla

Asla vazgeçmeden hayallerinden

Umutla havalan masmavi bulutlara

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum Yazın

Facebook

Twitter