Çıkmaz Sokak

0

ÇIKMAZ SOKAK

 

Mahallenin arka taraflarında sıra sıra tek katlı evlerden oluşan çıkmaz bir sokak vardı. Dar yolun sağına soluna sıralanmış ıhlamur ve akasya ağaçlarının birbirine karışan kokuları ilk baharın etkisiyle oradan oraya savrulur, açık pencerelerden odalara dolardı. Binalar eskiden yapılmış olsa da bakımlı yüzleriyle gülümser gibi dururdu.

Çatıların kenarına yuvalarını kuran kumrular salınarak gezerdi. Çocuklar güvenli olan bu  sokakta dilediklerince koşup oynarlardı. Herkes birbiri tanır, birbirine yardım ederdi. Melek’in küçüklüğü de bu mahallede geçmişti. Melek apartmanların birinin ikinci katında oturuyordu.

Bu sokakta yaşayan insanlar çok eskiden beri burada oturuyorlardı. Asiye teyzenin dolmaları ve Kudret dedenin anılarıyla, masallarını küçükten büyüğe herkes bilir ve çok severdi. Evlerden birine bir konuk mu gelecek ya da pikniğe mi gidilecek bütün mahalle toplanıp birlikte giderlerdi.

Çocukların dışarıda oynadığı zamanlarda anneler ve babalar onları görmediğinde hemen telaşlanmazlardı. Bilirlerdi ki Kudret dedenin evindeler. Çocuklarını çağırmaya gittiklerinde onlar da aralarına katılırlardı.

Kudret dedenin anlattıklarını dinlerken neden orda olduklarını unuturlardı. Kudret dede yaşına göre çok dinç ayrıca çok tecrübeli ve bilgili bir adamdı. Giyimine kuşamına dikkat ederdi. Ne zaman dışarı çıksa, kadife ceketini ve gösterişli bastonunu yanına almayı unutmazdı.

Görevi nedeniyle bir zamanlar hep yurtdışında bulunmuştu. Hemen hemen bütün dünyayı gezmişti. Melek’in en merak ettiği kuzey kutbunu bile görmüştü. Çocuklara: “Bugün ne anlatmamı istersiniz” diye sorduğunda Melek herkesten önce atılır “kutuptaki buzulları anlat Kudret dede” derdi.

Bilmem kaçıncı kere anlatmıştı ama kızmazdı. Bazen gittiği yerlerden aldığı çeşitli eşya ve resimler gösterirdi. Zaten evinin içi bir müzeyi andırırdı. Antika halılar, bir çok ülkeden getirdiği süs eşyaları evin duvarını kaplamış tablolar vb.

Okulların kapandığı zamanlar da çıkmaz sokakta çocuk sesleri çın çın çınlardı.  Öyle kalabalıktı ki herkes birbiriyle arkadaştı. Çocukların hazırladığı ilk sokak gazetesini bile Melek ve arkadaşları çıkarmıştı.

Çıkmaz sokakta yaşananları, olup bitenleri önemli buldukları olayları üşenmeden yazar ev ev dağıtırlardı. Gazete karşılığı komşular çoçukları küçük miktarlı paralarla ödüllendirirdi. Yalnızca Asiye teyze çocuklara takılır her seferinde “ilahi çocuklar bayatlamış dedikoduları ben ne yapayım?” derdi. Çocuklar da gülüp geçerdi.

Asiye teyzenin yüreği dayanmaz her seferinde çocuklara kurabiye verirdi. Çocuklar topladıkları paralarla gazoz, sakız alıp afiyetle midelerine indirirlerdi. Nedense kendi paralarıyla aldıklarından mı bilinmez tatlarına doyamaz, bitmelerini hiç istemezlerdi. Çıkmaz sokakta olan çocukların hepsi çok yaramazdı. Ama öyle cam çerçeve kırıp başkalarına zarar verenlerinden değillerdi.

Sokağın girişinde hiç evlenmemiş Dilek adında bir teyze oturuyordu. Dilek teyze, kedisi kestaneyle yaşıyordu. Kestane çok iri ve tombul bir kediydi. Kestane, Dilek teyzenin her şeyiydi. Melek’in annesinin demesine göre sırf kediye düşkünlüğü yüzünden evlenmemişti.

Dilek teyze kestaneye insanmış gibi davranırdı. Her gittiği yere onu götürürdü. Giriş kapısının pencerelerini yaz kış açık bırakırdı. Kestane ev ve bahçe arasında mekik dokurdu. Çıkmaz sokakta oturdukları için güvenle kedisini dışarı bırakabilirdi.

Kestane bahçeye çıktığı zamanlarda hemen çocukların yanına gider küçük mırıltılar çıkararak çocuklarla oyunlar oynardı. Sanki çocuklara merhaba demek ister gibi sesler çıkarırdı. Çocukların oynarken en hoşuna giden şey kestaneyi saklamaktı.

Kedisini uzun süre göremeyince Dilek teyze başını camdan uzatır onu arardı. “Kestane kızım gel pisi pisi gel yavrum” diyerek seslenirdi. Melek, Dilek teyzenin kestaneyi çok sevdiğini biliyordu bu yüzden de arkadaşlarıyla bir olmaz kestaneyi saklamalarına yardım etmezdi.

Bir sabah yine herkes Dilek teyzenin bağırma sesleriyle uyanmıştı. Melek “ne oldu Dilek teyze” diye sordu. Dilek teyze “Kestane kayıp! Melek siz sakladıysanız lütfen verin” diyerek ağladı. Bütün çıkmaz sokak sakinleri kestaneyi aramaya koyuldular.

Çıkmaz sokağa taşınan yeni komşu Furkan “sanırım kediniz kaybolmuş benim kömürlükte bir kedi var isterseniz bakın” diye seslendi.  Melek ve arkadaşları hemen bakmak için koştular. Bir de ne görsünler kestanenin bir sürü yavrusu olmuş. Hemen Dilek teyzeye haber gönderdiler. Dilek teyze hemen koştu ve kestaneyi ve yavrularını aldı. Çocuklara çok teşekkür etti. “Çocuklar sayenizde kocaman bir ailem oldu” dedi. Mutluluğu yüzünden okunuyordu.

Yorum Yazın

Facebook

Twitter